1/27/2013

Pıhtı

Bir ölünün saçları taranmaz. 
Elleri tutulmaz, sıcak değildir çünkü artık.
Tırnakları kesilmez, makyajı da silinmez. 
Ağlayamaz artık o, gülemez de.
Küfredemez, sevemez, acıkamaz, doyamaz;
Koşamaz, yorulamaz, dinlenemez, kızamaz,bağıramaz, 
Şarkı bile söyleyemez.
Sesi çıkmaz ki!


Seni kırmak istemem elbet.

Ama insanlar ölünce rahat bırakılmak isterler. 
Uyumak isterler, uyanmak değil.
Onunla konuşmaya çalışma artık.
Buradan çıkıp eve gidersin;
Mektuplar, sana yazdığı mektupları okursun. 
Sana verdiği müzik kutusunu açarsın. 
Bir kaç şarkı edinirsin. 
Ağlarsın biraz, için çıkacak gibi hissedersin önce. 
Birkaç zaman geçer böyle.
Belki bir kaç yıl...
Unutmazsın, unutmak saçma işidir doğrusu. 
Alışırsın, onunla yaşamaya onunla olmaya alıştığın gibi. 
Alışmak, insana verilen en güzel şeydir. 
Hayat sürekli yenilenir.
Sana sürekli bir şeyler verir, ya da alır, ya da çalar, ya da tüketir.
Sen sadece alışırsın. 
Hayata karşı duruşun budur.
Fark etmezsin oysa. 
Farkındalık da deli işidir. 
Oysa insan akıllı(!) varlıktır, bilirsin. 


 


Rate this posting:
{[['']]}

1/12/2013

Boşluk

Herkesin hayatta bir gayesi olmalı diyorum. Hiç uğruna yaşar mı insan? Hiçi hiçine yaşanır mı? Nefes alıyorum. Hareketsiz durduğumda bile bir şeyler tüketiyorum. Bence tuhaf.. Ben her saniye çoğalıyor ve ölüyorum. Ölümü ve dirilişi anbean yaşarken ölüme ve dirilişe nasıl yok diyebilirim? Söylediklerini beynin onaylamıyor.Bazı uçurumlardan tek atlamalı insan. Tek atlamalık uçurumlar var çünkü. Çarpa çarpa düşersen, acırsın. Asil ölümler kansız olur. Kanama.

Kesit kesit her şey. Uzun cümleler kurmayı unutmuşum. Uzadıkça ne dediğin anlaşılmıyor zaten. Zihnim doluyken konuşmak ayıp mıdır? Annem öğretmedi. Ama benim bir gayem var. Kimse bilmiyor. Bir ipim çok cambazım var. Hepsi beraber oynuyor, hepsi birbirinden habersiz. Ya hepsi birden düşüyor, ya hiç. Komik olmayan şeyler söylüyorum, gülüyorlar.


Kangren olmuş iyi yanlarım kesmişim. İyi bir insan değilim, kötü de. Araftayım ben. İçimdeki şeytanla meleği düzüşürken buluyorum hep. Bana bir şey katmaya vakitleri yok. Eksik bir şey var hep. En eksik benim. Arta kalmışlıklarım var. Borç aldıklarımı fazlasıyla ödüyorum. Fazlası, alana borçtur hep. Sıyrılmak istiyorum tüm arta kalan yerlerimden.

-Eğer bir tümörüm olsaydı, Jack gibi; adına adını koyardım.


Nefretim en çocuk yanım.
Affet beni Tanrım, ben annemi affedemiyorum.


Rate this posting:
{[['']]}

1/06/2013

Hiç


      Biri benim şarkımı çalıyor, diyorum. Dönüyorum, bakıyorum, uzanıyorum değişiyor ritmi. Sahi neler oluyor? Sıradışı bulduğum her insan, diğerinin tıpkısının aynısı. Olağanüstü bir şey yok. Ne kadar aynıyız, ne kadar sıradan! Yalnızlık bazen okşuyor beni. Egosunu rafa kaldıran hiç kimse yok. Biliyorum hepiniz içten içe seviyorsunuz kendinizi. Tırnaklarınız bir kendinize batmıyor. İçinde boğulduğunuz bok sizinse hiç sorun yok. Neden var olduğumuzu sorgulamanın cevabını hep yanlış buluyorsunuz. Her yer ne çok yanlış!  En basit bulduğumuz insanın bile içi ne kadar kompleks. Bu kaos yutuyor, içine alıp alıp kusuyor beni. Bazı duyguların hala sözlük anlamı yok. Bazı tatlar hala tarifsiz. Yüzümüzü ekşiterek yaşamayı seviyoruz. Öteki olmayı seviyoruz. İnsan anadilinde küfreder. Bizim orada göte göt derler. Sansür, anlamsız. Kendi yalanıma kendim inanıyorum. İnsanlar beni çıldırtıyor. Hepimiz aynıyken, herkes kendini ayrıcalıklarla donatılmış sanması... Bu zan komik. Dünya biz var oldukça dönecek değil mi? Kahkaha!

  "Hiç düşünmez misiniz?" der Kitap.  Hiç düşünmeyiz. Düşüncesini tövbelerle kesip, kendi sorularına cevapsız kalanlar tanıyorum. Herkesin tanrısı kendine esasen. Attığın taş büyükse dalgaların büyük olur. Büyük lokmaları seviyorum, yutamamayı,  boğazıma takılmasını.. Büyük konuşmak güzel işte. Koskocaman.

Var olmamayı istedin mi hiç? İsteme. Çünkü bu çocukça. 'Ben oynamıyorum' demek için çok geç. Ellerin büyüyünce tuhaf hissediyorsun en çok. Oysa ellerin çok büyüdü.. Bir kaç şarkı etmiyor bunlar. Herkesin canı burnunda. Ve tuhaf, kimse burnunun ucunu göremiyor. Kendi camimizin duvarına işiyoruz. Kendi zilimizi çalıp kaçıyoruz. Kendi saçımızı çekiyoruz. Komik değil.

-Neyse ki yağmur var. Neyse ki ben yağmuru sevmiyorum. Rate this posting:
{[['']]}

1/01/2013

-



Yağmur yağsa hep, çünkü ıslak kaldırım kokusunu seviyorum.
İnsanlar yalın ayak güzel. 
Sesimizi kısıp, kelimeleri yutkunduğumuz da çıkıyor asıl sesimiz.
Normlar var, anadan üryan bağıramıyorsun zaten.
Sahi kim koyuyor bu kuralları? Deliliğin ölçütü ne?
Kimse normal değil zaten, ve kimse anormal.
Kimsenin bilmediği bir şey var bende.
Ve onlarda da benimkiler.
-Herkesin bir gizi var işte.
Madalyalarımızın yüzü öyle çok ki!
Kaybetmenin kazanmaktan daha kısa sürdüğünü öğrendiğimden beri, her güzel anı satır başı yaşıyorum.
Senin yüzünde bir şehir var, hep şarkı söylüyor saçların.
Ne zaman birine seni yazsam, kalemimin ucu kırılıyor.
Ne zaman birine seni anlatsam mumum yatsıya kadar yanmıyor.
Senin ülken güzel.
Sen güzelsin işte, en sevdiğim renkler hep sende.
Arnavut kaldırımlarda yürünmüyor bu topuklularla..
Bu ruj, bu elbiseye uymuyor.
                                                  Bazen beklediğim şarkı radyolarda çalmıyor.
                                                  Ve bir gün gidebilme ihtimalin kanatıyor bu şehrin karanlığını.
Rate this posting:
{[['']]}