10/25/2013

Yaşamı ve Ölümü Felsefespri Yoluyla Anlamak 1

Pardon bir dakikanızı alabilir miyiz?
Bir anket yapıyoruz ve size bir şeyler sormak istiyoruz. Sadece bir dakikanızı alacak ve isminizi bile sormayacağız. Tamam mı? Pekala, soruyoruz:
Öleceğinize gerçekten inanıyor musunuz?
Cidden ve sahiden ama?
Gerçekten bir gün yaşamınızın sona ereceğini düşünüyor musunuz?
Zamanınız var. Yanıt vermek için acele etmeyin. Ama her geçen saniyeyi ömrünüzden yediğinizi de unutmayın tabii.

***
Ölümlü olduğumuzla ilgili düşünceleri  ne kadar bastırmaya çalışırsak çalışalım yine de onlar oradan buradan pırtlayıveriyorlar.Önüne geçilemez "pırtlamalar" bunlar, çünkü ölüm insan yaşamının değiştirilemez bir parçası.Kierkegaard'a göre ölüme dair düşüncelerimizi bastırma girişimlerimizin hepsi amaca zarar verir. Ebedi olanla temasa geçmenin tek yolu hiçlik kavgasını kendi içimize almamızdır. Heidegger'e göre aslında sadece yarım-yaşadığımız bir duruma, uyuşturucu bir yanılsama halinde yaşamak anlamına gelen vasati "hergünkülük" e düşmemizi engellediği için ölüm kaygısına ihtiyaç duyarız. Ayrıca Sartre bize alternatifi göze önüne almamızı söyler: Ölüm kaygısı taşımayan yegane varlıklar zaten taş gibi ölü olanlardır -mesela taş öyledir. Kendinize gelin ver gerçekçi olun, diye azarlar bizi.

Valla isterdik ama titremeyi kesemiyoruz bir türlü.

Derken "Ebediyet ne zamandır?" sorusuna yanıt veren 20. yy teologu Paul Tillich'e geçeceğiz. (Şimdiymiş meğer). Ama "şimdi" habire "başka zaman" a  dönüşüp duruyor. E, ne olacak şimdi? Kaygan zemin valla..
Bize sağlam bir şeyler lazım!

***
Bizim tahminimiz, yüreğinin en derinlerinde gerçekten öleceğine inanmadığın yönünde. Ölümlülüğümüzü inkar etme arzumuzun nedeni gayet açık: Ölüm fikri korkutucu çünkü.Nihai kaygıyı yaratır. Burada sadece kısa bir süreliğine bulunduğumuz ve gittiğimizde ebediyen gideceğimiz gerçekle yüzleşmek dizlerimizi titretir. Saat kulağımızın dibinde tıklarken nasıl zevk alabiliriz ki yaşamdan? Muhtemelen hala edebiyen buralarda kalacağımız ninnisini söyleyen bir dünyevi amaç için didiniyorsunuzdur. Mesela, diyelim ki "havalı" veya "mübarek" ya da "tarz-yaratan" olma peşindesiniz -ki hepsi aynı kapıya çıkar.Kırılgan, önemsiz, tırsak, bireyselliğinizi aşan ve sizi "hayattan" ve ölümden "büyük" kılacak bir role bürünerek kandırıldığınız gibi Büyük Kuruntu'ya bağlı kalıyorsunuz demektir.


*NIETZSCHE ÖLDÜ! Bir hipopotam olarak YENİDEN DOĞDU... \Thomas Cathcart & Daniel Klein syf: 1-20 arası.

 Devam edecek..

Rate this posting:
{[['']]}

1 yorum:

Barışcan Tuğlu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.